Toplumsal Beklentilerde Nerede Kaldık?

Duygu ve düşüncelerimi yazıp paylaştığım ilk dönemlerden itibaren; kişisel bir sosyal sorumluluk projesi olarak, toplumun rahatsız olduğu ve ivedilikle çözüm beklediği konuları da işlemeyi görev bildim. Elbette bu davranışımın altında her Müslümandan beklenen “Emr-i bil maruf, nehyi anil münker” (İyiliği tavsiye etme, kötülükten alıkoyma) düsturu yatıyor. Zaten halen devam ettiğim sivil toplum kuruluşları ve artık her hangi bir ilişiğimin kalmadığı siyasi parti faaliyetlerine de bu yüzden katılmıştım.

Toplumsal beklentiler adıyla tanımlanan meseleler, özellikle siyasi partilerin seçim dönemlerinde daha çok hatırlayarak gündeme aldığı, iktidar cenahının durumunu korumak için hassas ayarlar eşliğinde kısmen ve kerhen çözümler getirdiği kronik mağdurlar grubunun talepleridir. Sadece başlıkları bile birkaç sayfa tutan bu gruptan zamanla kurtulanlar olduğu gibi, yeni eklenenler de az değildir.

Bu yazımda sorunu devam eden mağdur gruplarını ana başlıklar altında derleyerek güncellemeye ve bazen cılız kalan seslerine bir nebze de olsa katkı vermeye çalışacağım. Elbette hatırımdan kaçan veya hiç bilmediğim mağdur grupları da olabilecektir. Uygun şekilde bilgilendirilirsem bu yazı üzerinde bir süre güncelleme yaparak onları da eklemeye gayret edeceğim.

Sosyal Güvenlik Kurumu Odaklı Mağdurlar ve Talepler

1. 2023’de yapılan eksik EYT düzenlemesinden dolayı 5000 +prime taktırılan SSK’lı çalışanlar.
2. 2023 EYT yasasında eksik bırakılan Kısmi Emeklilik düzenlemesi nedeniyle yaşa takılmaya devam ettirilen SSK’lılar.
3. 3308 sayılı yasadaki Staj ve Çıraklık Sigortası haksızlığı düzeltilmediği için iş kazalarında ölmeye, her türlü hastalık ve kaza riskini yaşamasına rağmen tam sigortalı sayılmayarak EYT vb haklardan mahrum bırakılan Staj ve Çıraklık mağdurları.
4. Bağ-Kur’da SSK’ya göre anormal prim günü yüksekliği iktidar tarafından defaatle kabul edilerek söz verildiği halde, 7200 prim eşitlemesi yapılmayan, tescil tarihleri ile ticari başlangıç tarihleri tarihleri birlikte sayılmadığı için emeklilik ve EYT gibi faydalardan uzak kalan esnaf, sanayici ve çiftçiler.
5. 1999 Körfez Depreminden dolayı tescilleri zamanında işlenmediği için ayrıca mağdur edilen Bağ-Kur sigortalılar.
6. 9 Eylül 1999 sonrası işe başlayan erkeklerde 17, kadınlarda 20 yıl geç emekliliğe tek kalemde mahkum edilen ve anayasanın genel eşitlik ilkelerine aykırı muameleye tutulan emeklilikte kademe talepli SGK’lılar.
7. 2000 ve 2008’deki yasalarda Aylık Bağlama Oranı (ABO) aşırı düşürülerek emekli maaşları sosyal yardım seviyelerine düşürülen tüm SGK’lılar.
8. Emekli maaşları arasındaki uçurumu gidermek için İNTİBAK düzenlemesi talep edenler.
9. Borçlanma ihtiyacı olduğunda eski günler için makul şartlarda hesaplanmak üzere İHYA uygulaması isteyenler.
10. İşe giriş öncesi doğum borçlanma hakkını EYT faydası için isteyenler.
11. SSK ve Bağ-Kur gibi işe giriş öncesi askerlik borçlanması isteyen memur erkekler.
12. Bazı polis ve asker personel grupları arasında yıl farkları yüzünden eğitim borçlanması haksızlığına uğrayanlar.
13. 30 Nisan 2008 öncesi sigortalı olanlarda devam eden 1261 gün kuralı yüzünden mağdur olan esnaf ve çalışanlar.
14. En düşük emekli maaşı uygulaması yüzünden kronik olarak mağdur edilen ve çok prim ödediği halde düşük maaşa mahkum edilen emekliler.
15. 2023 yılında yapılan seyyanen zam haksızlığı yüzünden her ay eksik maaş almaya mahkum edilen memur emeklileri.

Kamuda Atama, Sözleşme, Kadro, Statü, Eğitim ve Haklarla İlgili Talepler:

1. Kamuda işe alımda 35 yaş engeline takılan kariyer meslekleri.
2. KPSS Öğretmen Atamalarında mezun havuzuna göre çok düşük seviyelerde kalan kontenjanlar yüzünden şişen işsiz öğretmenler ordusu.
3. Yazılı sınavlardaki başarının haksızca silinerek doğrudan torpil ayrımcılıklarının işletildiği mülakatla alımlar.
4. Öğretmenler arasında fiilen huzursuzluğa ve ayrımcılığa yol açan, emekliliğe de yansımayan baş öğretmen, uzman öğretmen gibi suni maaş farkları.
5. Kamuda ders saat ücretli istihdam edilerek aşırı düzeyde sömürülen meslek erbabı insanlar:
a. Milli Eğitim’deki Ücretli Öğretmenler
b. Milli Eğitim, Tarım, Turizm’deki Usta Öğreticiler
c. Diyanet İşlerindeki Başkanlığındaki Fahri Hocalar
d. Aile Bakanlığındaki Ekdersli Meslek Elemanları
e. Gençlik ve Spor Bakanlığındaki EYS Antrenörleri
6. İŞKUR (Toplum Yararı Projesi) TYP türevleri ile hem emekleri sömürülerek bir kenara atılan hem de İşsizlik Fonunun yersiz kullanımı ile israfa yol açan uygulamalar.
7. Tüm kamuda yer alan ve kadro belirsizlikleri bir türlü giderilmeyen Yardımcı Hizmetler Sınıfı memurlar
8. MEB dışındaki kurumlarda kadrolu memurken daha önce belli kontenjanda yatay geçiş yapabildiği halde 2015 yılından itibaren yasaya muhalif bir yönetmelikle bu hakları iptal edilen Memur Öğretmenler
9. Kamu Taşeronları
a. Kamu İktisadi Kuruluşları (KİT) taşeronları
b. Belediye İktisadi Kuruluşları (BİT) taşeronları
c. Çağrı Merkezi Taşeronları
d. Karayollarının doğrudan ve müşavir firma taşeronları
e. Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) Grup Elemanları
f. Hastane Otomasyonları (HBYS) çalışanları
g. Yemekhane Personeli
h. Sosyal tesis çalışanları
i. Vakıfbank Güvenli Personeli
j. Fizik Tedavide Fizyoterapist taşeronlar
k. Radyoloji ve MR çalışanları
l. 4 Aralık mağdurları
m. Şehir hastaneleri çalışanları
n. PİKTES projesi çalışanları
o. Kiralık araç şoförleri
p. Sterilizasyon ve dezenfeksiyon çalışanları
q. Laboratuvar tekniker ve teknisyenleri
r. Diş protez çalışanları
s. Biyomedikal teknikerleri
t. Anestezi teknikerleri
u. TRT çalışanları
v. Orman ve saha işçileri
w. İlbank çalışanları
x. Ticaret Bakanlığı çalışanları
y. İl özel idare çalışanları
z. PTT – Telekom çalışanları
aa. Çadırkent ve EXPO bakım çalışanları
bb. OGM ve DKMP çalışanları
10. Mevsimlik-geçici İşçiler
11. 2018’de 696 KHK ile zorunlu emekli edilen taşeronlar
12. 2019’da belediye seçimleri sonrası işten atılan sözleşmeli memur ve işçiler
13. Kamuda yeterli sayıda kontenjan açılmadığı ve bazıları kamu dışında çalışma imkânı bulamadığı için atanamayan kariyer meslek mezunları:
a. Arkeolog
b. Sanat Tarihçisi
c. Antropolog
d. Diyetisyen
e. Fizyoterapist
f. Psikolog
g. Sosyal Hizmet Uzmanı
h. Psikolog
i. Sosyal Güvenlik Mezunları
j. Çevre Mühendisi
k. Veteriner Hekim
l. Engelli sağlık personeli
m. Optisyen
n. Laborant
o. Odyolog
p. Podolog
q. Sağlık Yönetimi
r. Diş Teknisyeni
s. Eczacı
t. İİBF Mezunları
u. Ziraat Mühendisi
v. Gıda Mühendisi
w. Biyomedikal Teknikeri
x. Her branştan Engelliler
14. Güvenlik Korucularının bırakıldığı kötü maaş yasal statü halleri
15. Uzman Çavuşların maaş, kadro ve yasal haklarda süren sıkıntıları
16. Astsubaylara yapılan ayrımcılığın sürmesi, tazminat ve diğer haklarda yaşanan haksızlıklar
17. Ceza İnfaz Memurlarının fiili halleri ve riskleriyle uyuşmayan statü ve diğer haklar konusu
18. Kamu tercihlerinde 4001 kodu mağdurları ve atanabilecek kadrosu yakılan gençler
19. 3600 ek gösterge düzenlemesinde mağdur edilen Kamu Şefleri ve 1. dereceye düşebilen diğer lisans mezunu memurlar
20. Kamuda kadrolu Mühendisler
21. Kamu işçisi olup Meslek Kodu mağduru olanlar
22. İşçi statüsünde kalan üniversite mezunu kariyer meslek sahipleri
23. Çeşitli zamanlarda haklı veya haksız nedenlerle disiplin cezası alan ve sicil affı bekleyen memurlar
24. YÖK’e güvenerek burslu doktora projesine katıldığı halde, proje başlangıcında vaat edilen istihdam yolu açılmayan akademisyenler
25. Kamu kurumlarında ve üniversitelerde çalışan memur ve işçi personele eş durumu tayin kolaylığı, kadroya geçen taşeron veya sözleşmelilerde eş durumu tayinini yasaklayan 3+1 kuralının gevşetilmesini isteyenler
26. Kamu adına yapılan bütün asli ve unvanlı görevlerin sadece tam yetkili kadrolu personel tarafından yapılmasını, ücretli, sözleşmeli veya taşeron gibi geçici ve acil durum kadrolarının asli işlerde eksik yetki ve özlük hakkıyla çalışmasının önlenmesini, ölüm ve iş kazası gibi olaylarda asıl kadro gibi işlem görmesinin yasalaşmasını isteyenler.
27. YÖK’ün tanıdığı yurtdışı üniversitelerden mezun olduğu halde denkliği verilmeyerek eğitimi ve emekleri yok sayılanların artık kurtarılması.
28. Sağlık personeli için 2018 yılında sözde yasa ile verilen ama SGK genelgesiyle içi boşatılan yıpranma hakkının işe yarar hale getirilmesini isteyenler.
29. Bütün memur ve işçiler için en fazla %15 seviyesinde sabit gelir vergisi kesilmesini talep edenler.
30. Öğretmen, sağlık personeli, mühendis gibi kariyer mesleklerini özel sektörde icra edenlere, en az kamudaki en düşük maaşlı meslektaşları kadar net mesleki ücret garantisi ve uygulamada etkili denetimi olmasını talep edenler.
31. Sigorta primlerini yatırmayarak SGK’yı zora sokan yüzsüzlerin her yıl düzenli olarak ifşa edilmesini talep edenler.
32. Sendika üyeliklerinden tıpkı parti üyeliği gibi, e-devlet üzerinden kolayca istifa işlemi yapılabilmesini talep edenler.
33. 2008 öncesi memur ve memur emeklilerinin aylıklarını düzenleyen  5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanuna aykırı olarak, 375 sayılık KHK içine 2023 yılında eklenen  40. madde ile sadece çalışan memurlara verilen seyyanen zam farkı 25 bin TL ye gelmiştir. Bu rakam emekli memurların maaşlarından kaçırılan kısımdır. Çalışan memurlar emekli olunca bu fark da kesildiği için emekli aylığı oranı yüzde 40’lara kadar düşmüştür. O yüzden memurlar 65 yaşa kadar emekli olmayı gündemden kaldırmış, devlet kadroları giderek yaşlanmaya başlamıştır.

Aile, Adalet, Yargı, Güvenlik ve Diğer Talepler

1. Süresiz nafaka mağdurlarının kurtarılması.
2. Uzun süren aile mahkemelerinin kısaltılması. Boşanma, çocuk velayeti ve mal paylaşımı mağduriyetlerinin önlenmesi.
3. 6284 sayılı yasa mağduru erkeklerin, kadının beyanı ile iftiraya karşı korumasız bırakılanların korunması.
4. Çocuklarını terbiye hakları ellerinden alınan anne babalara yetkilerin iade edilmesi ve lağvedilen aile reisliğinin geri getirilmesi.
5. Yasa ve kamusal uygulamalara kanser gibi yayılan feminizm belası, toplumsal cinsiyet eşitliği ile cinsiyetsizleştirme projesinin durdurulması.
6. Genç evlilik mağdurlarına yapılan haksızlığın giderilmesi.
7. Yasalarımıza göre 15 yaş kızlara zinanın serbest, evliliğin yasak sayılması, zinanın adeta teşvik edilmesinin önlenmesi.
8. Sapkınlığın yayılmasını, propaganda yapılmasını ve teşvikini önlemek için söz verilen ama sürekli iptal edilen yasal düzenlemelerin çıkarılması.
9. İptal edilen İstanbul Sözleşmesinin uygulama kanunu olan 6284 ve diğer yasa maddelerinin de düzeltilmesi.
10. Milli Eğitim müfredatını ve uygulamasını Amerikan hegemonyasında bırakan Fulbright Sözleşmesinin iptal edilmesi.
11. Rezerv alan, acil kamulaştırma vb uygulamalar ile tapuları iptal edilerek topraklarına rızasız el konulan vatandaşların kurtarılması.
12. 31 Temmuz Covid İnfaz Düzenlemesi mağdurlarının gözetilmesi.
13. Ehliyet affı talebiyle bilinen, aşırı uzun süreler ile sürücülüğü engellenen ailece sosyo-ekonomik yıkıma ve SÜDGE zulmüne maruz bırakılanların dikkate alınması.
14. Aşırı yükseltilen tutarlar yüzünden kişilere değil ailelere cezaya dönüşen trafik para cezalarının makul sınırlara çekilmesi. Yerlerine alternatif caydırıcı cezalar konulması.
15. Başıboş köpekler halen tutarlı şekilde toplanmadığı için köpek kaynaklı ölüm, saldırı, yaralanma, hastalık ve kazalara maruz kalan vatandaşlar.
16. Çek yasasının borç ödemeyi değil namuslu esnafı yok etmeyi önceleyen yaklaşımından mağdur olanların görülmesi.
17. Hakaret ve darp mağdurlarının çektiği eziyet dururken bu halden kazanç kapısı oluşturan resmi uygulamanın sıkıntıları, dini değerlere küfrün ön ödemeli tarifeye bağlanmasının garipliği.
18. Af veya infaz düzenlemesi yapılırken adalet esasına aykırı şekilde suçlar arasında seçmeceye gidilmesi, örgütlere özel yasal düzenleme imajı verilmesi.
19. FETÖ iltisakı şüphesiyle görevden uzaklaştırılanlar içinden masum olduklarını mahkeme beraatıyla belgeleyenlerin işe iade sorunları.
20. Ebeveyni cezaevlerinde olan çocukların hafta sonları görüş haklarının eğitimlerini engellemeyecek şekilde yapılmaması.
21. Domuz ve diğer haram katkı maddelerine karşı etkisiz ve yetkisiz kalarak ölü doğan Türkiye Helal Akreditasyon Kurumunun işler hale getirilmesi, Helal Sertifikasının bütün alkolsüz içecek ve gıda maddeleri için zorunlu yapılması.
22. Kamu yapıları ve tesislerine konulan milli piyango, spor toto gibi kumar isimlerinin kaldırılması, spor toto teşkilatının Gençlik ve Spor Bakanlığından ayrılması, yasal kumarın da yasadışı gibi reklamlarının yasaklanması.
23. Vakıflar Bankasındaki Vakıf/ Vakıflar kelimelerinin kaldırılarak Vakıflara ait değerlerin faiz işletmeciliğinden kurtarılması.
24. Bedelli askerliğin yurtdışında yaşayanlara olduğu gibi kışlasız ve makul tutarlara yapılmasını isteyen gençler.
25. Normal askerlik yapanlara net asgari ücret ve emekliliğe sayılan tam sigorta talebi.
26. Zorunlu olarak çocuklarımızın alıkonulduğu 4+4+4 kapsamındaki tüm kamu okullarında, öğrencilere her öğlen vakti sağlıklı bir öğün yemeğin ücretsiz verilmesi.
27. Okul kayıtlarında velilerden temizlik vs. için bağış talebi yerine, her belediyenin kendi sınırları içindeki okullarda düzenli temizlik yapmasının mevzuat ile zorunlu yapılması.
28. Satın alma gücü anormal derecede düşen 200 TL banknotlardan sonra 500, 1.000, 5.000 ve 10.000 TL lik banknotların basılmayarak vatandaşa yaşatılan nakit para işkencesinin artık bitirilmesi talebi.

 

Gördüğünüz gibi Toplumsal Beklentiler dediğimiz liste ülkemizin hemen her bölgesine yayılan ve toplumun neredeyse bütün kesimlerini ilgilendiren kalemler ile dolu. Bu listenin kabarıklığı hem vatandaşlarımızın yaşadığı sorunların çokluğunu hem de çözüme talip olan siyasilerin ilgisizliğini veya beceriksizliğini göstermektedir. Mağdurlar Partisi olarak birleşseler her seçimde başarısı garanti olacak kadar kalabalıklaşan bu topluluğun en kısa zamanda sorunlarının çözülerek doğal yoldan azaldığını görmek umudu ve duası ile bilgilerinize arz ediyorum.

 




Seçim Hezimetinden Kim Sorumlu?

      31 Mart yerel seçimleri CHP ve Yeniden Refah Partisi için görkemli bir zafer, AK Partinin başını çektiği Cumhur ittifakı için bağıra bağıra gelen bir hezimet tablosu çizmiştir. DEM Parti ise Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde rakiplerinin anlaşmazlığından da sıyrılarak yaygın hakimiyet kurmayı başarmıştır.

      Sayın CB Recep Tayyip Erdoğan’ın, ustalık ve anayasal jübile döneminde, CHP karşısında böylesine ağır bir yenilgiye maruz kalması elbette hoş bir durum değil. Şimdilerde, iktidar yanlısı herkes bu hezimete bir kılıf bulmaya, ısrarla Sayın Erdoğan’a dokunmadan günah keçilerini linç meydanlarına sürmeye çalışıyor.

      Artık, Allah için hakkı ve doğruları söylemek şart olmuştur! Bu hezimetin birinci derecede sorumlusu, baş aktörü ve tetikleyicisi, bizzat Sayın Erdoğan’dır! Türkiye’nin iyiliği için, Sayın Erdoğan çok iyi ama etrafındakiler kötü ve beceriksiz söylemlerinden artık sıyrılmak gerekir!

Sayın CB, bağıra bağıra gelen ve tüm uyarılara rağmen önlenmeyen bu seçim hezimetinin baş sorumlusudur! Çünkü:

  • Şahsi söz ve vaatlerinin güvenirliği son derece azaldı! Son yıllarda halka verdiği sözlerin büyük bir kısmı hiç yapılmadı veya oldukça eksik ve sıkıntılı gerçekleşerek hüsrana döndü! Süresiz nafakadan, başıboş köpeklerin toplanmasına, memur emeklilerinin maaş zamlarına, Bağ-Kur prim eşitlemesine, 2019’da işten atılan belediye personelinin işe iadesine, toplumsal beklentilerden, ehliyet affına kadar çok sayıda verdiği sözler ya hiç tutulmadı veya sorunları artarak devam etti. Mesela, 2018 yılında ilk 100 gün içinde çözme sözü verdiği süresiz nafaka belası için, aradan geçen yaklaşık 6 yıla rağmen hiçbir düzenleme yaptırmadı! Bizzat atadığı Bakanların bu konuda çelişen açıklamalarına da sessiz kaldı.
  • AK Partiyi ve Meclisi, feminist ideolojinin temsilcilerine adeta teslim etti! Aile, erkek ve din düşmanı yasaların peşpeşe çıkmasına, imzasını nihayet çektiği İstanbul Sözleşmesinin zehirli atıklarının 6284, TMK ve TCK yasalarında kalmasına, toplumsal cinsiyet eşitliğinin müfredatı işgal etmesine seyirci kaldı ve destekledi. Feministlerin, “Ak Parti en büyük kadın hareketidir” ve “kadın örgütleri devlet aygıtından daha güçlüdür” gibi hezeyanlarına karşı çıkmadı, tam tersine doğrulayan tavırlarda bulundu.
  • Aile Bakanı olarak bekar ve çocuksuz, feminist bir STK yöneticisi ve aile parçalama uzmanlık dalları da bulunan avukat mesleğinden bir hanımı, uzun süre Aile Bakanı olarak bütün tepkilere rağmen atadı. Aile bakanlığının feministlerin resmi örgütü gibi yapılanmasına izin verdi. Bakanlık teşkilatında erkekler ile ilgili daire başkanlığı düzeyinde bir birim bile kurdurmadı!
  • Milletin başına bela olan feminist aile düşmanı yasaların ve 5199 sayılı başıboş köpek terörüne yol açan yasanın, hem hazırlayıcısı hem de yılmaz savunucusu bir hanımın, bütün protestolara rağmen tekrar vekil yapılmasını ve Mecliste en üst görevlere getirilmesini sağladı. Hakeza, başıboş köpek olmaz diyen kişi ve kurumlara hakaret ve iftiralar ile suçlayarak engelleyen bir hanımı da yine ısrarla Vekil olarak görevlendirdi.
  • 2004 yılında Başbakan iken yasalaştırdığı ve gerekçesinde sahte Unesco Bildirgesine atıf yapıldığının fark edilmediği 5199 sayılı kanunun çarpık uygulamaları yüzünden, feci şekilde vefat eden yüzlerce insanımıza, binlerce trafik kazasına, her yıl 250 bin civarında kuduz şüpheli saldırıya rağmen; gereken düzeltmeleri yaptırmadı! Bir avuç feminist ve köpek istismarcısı çığırtkanın, başıboşluktan doğan büyük rant lobisinin etkisinde kalarak; 5199’un 2021 güncellemesinde daha da sorunlu hale getirilmesine izin verdi. Yaşanan trajedilerden sonra defaatle belediyelere başıboş köpekleri toplama talimatı vermesine rağmen, bir türlü uygulatamayarak makamında zafiyet izlenimi verdi!
  • Katil İsrail ordusunun yaptığı katliam ve açlıktan ölüme götüren izolasyonu gidermek için, sıradan vatandaşlar gibi kınamaktan öteye giden bir eylemde bulunmadı! Halkın kendi çapında yaptığı boykotlara resmi kurumları da katarak destek vermedi! Devlet kurumlarının, halkın tersine siyonist destekçilerine sponsorluk ve tedarik gibi ilişkilerine engel olmadı. Ticaretin ve lojistiğin kesilmesi çağrılarına “ama onlar özel şirketler” benzeri inandırıcı gelmeyen, ABD gibi ülkelerin yaptırımlarına benzemeyen söylemlerde bulundu. Askeri tedbirlerden önce yapılacak çok sayıda resmi adımları atmadı! Ümmetin nezdinde zayıf, etkisiz ve hatta siyonizm ile işbirlikçi gibi algılanan bir profil çizdi. Hristiyan çoğunluklu Güney Afrika kadar inisiyatif kullanmadı! Refah kapısının yardıma açılmasını sağlayamadı!
  • Ayasofya Camisini ibadete açarak Milletimize kazandırdığı büyük sevince sonradan ağır bir gölge düşürdü! Caminin üst katını kilise formatında müze olarak ziyarete açtırdı. Sapık FETÖ grubunun dinler arası diyalog safsatalarına benzer görüntülerin oluşmasına izin verdi.
  • Mağdurların 24 yıllık EYT mücadelesi sonunda, geriye yönelik hakların yasal gaspını kaldıran düzenlemeyi 2023 yılında nihayet çıkardı. Ama 99 öncesi kısmi emeklilik ve 5000 prim gün haklarını yasaya ekletmedi. İtirazları dikkate almadı. Bizzat atadığı Çalışma Bakanı ve Grup Başkan Vekillerinin, halkı yanlış yönlendirerek ayrıca ağır borç altına sokmasına engel olmadı.
  • EYT düzenlemesi yapılınca; haklı talepleri ve mağduriyetleri olan Çırak ve Stajyerler, Bağ-Kur tescil sorunluları vb. için Çalışma Bakanının rahatsız edici, alaycı beyanlarda bulunmasına izin verdi. 9 Eylül 1999 sonrası işe başlayanların felaket piyangosu çekmiş gibi, 17-20 yıl eklenen emeklilik yaşı sorununa makul kademe düzenlemesi getirtmedi. SGK’nın keyfi olarak kadınlar arasında doğum borçlanması, erkekler arasında memur ve astsubaylar için askerlik ve sivil eğitim borçlanması gibi garabetler çıkarmasına önlem aldırmadı.
  • Seçimlerden hemen önce EYT düzenlemesinden pişmanlığını beyan ederek, EYT ilintili diğer mağdurlara tamamen dışlanmış ve gelecekte çözümsüz kalacakmış gibi ağır üzüntü yaşattı. Mitinglerde mağdur grupları azarladı, tartaklanmalarına yol açtı.
  • Vergi affı yapılan holdingleri, altın madencilerini, fahiş tutarlı ve pandemi yasaklarında dahi garanti ödemeli yap-işletleri, kur korumalı mevduatlardan hazineyi sömüren faizcileri, kar patlamaları yaşayan banka gibi sermaye odaklarını görmezden gelerek; maaşları zaten sadakaya düşürülmüş emeklileri en büyük bütçe sorunu gibi gösterdi!
  • Cumhuriyet tarihinde ilk defa kanuna karşı hile yapılarak, seyyanen zam aldatmacası ile memur emeklilerinden maaş zamlarının kaçırılmasını, emekli memurların sefalete terk edilmesini sağladı!
  • 2008 yılında yasalaştırdığı 5510 sayılı düzenleme ile emekli aylık bağlama oranlarının anormal şekilde düşürülmesine yol açtı ve daha sonra bu haksızlığı düzeltmek yerine, küçük seyyanen zam ilaveleri ile bu zulmü gizlemeye çalıştı.
  • Meclisteki sayısal baskınlığını kullanarak, yasamanın toplumsal beklentileri gündeme almasını önledi. Muhalefetin ve kendi cephesinde olan Yeniden Refah Partisinin kanun tekliflerini genel kurulda görüştürmedi! Grubu ve ortağı MHP ile meclisin her fırsatta tatil yaparak fiilen işlevsiz kalmasını sağladı.
  • 2023 yılı sonunda kendini mağdur hisseden bütün halk kesimlerinin gönlünün en geç yılbaşında alınacağı teminatını açıkça verdiği halde fiilen mecliste ve kabinesinde bir şey yaptırmadı!
  • Yargı sisteminde birbiriyle çelişen veya keyfi kararlarla oluşan hukuksuzluğa karşı meşru kontrol ve iyileştirme sistemlerini kurdurmadı.
  • CB Politika Kurullarının sadece birilerine koltuk ve maaş vermekten ibaret, adeta işlevsiz taltif makamlarına dönüşmesine izin verdi. Bakanlıkların icraat ve planlamayı keyfi şekilde üstlenmesine, kaynak kullanımında sürekli hata ve israf yapmalarına yol açtı.
  • Bizzat kendisinin ifade ettiği, kadrolu memurlarda aile birliği, mülakatsız atama vb. sözlerin kendi Bakanları tarafından boşa çıkarılmasına izin verdi. Sözlerinin takipçisi ve garantörü olamadı.
  • AFAD’ın İçişleri Bakanlığına bağlanarak zayıf kalması, Çevre ve Şehirciliğin aynı çatı altına alınarak çevre katliamına yol verilmesi, Tarım ve Orman Bakanlığının da benzer şekilde ormanların aleyhine kurgulanması gibi sistematik ve hiyerarşik yanlışlara imza attı.

 

       Buraya kadarki kısımları okuyanların, “Ercan bey bu konu da vardı, neden yazmadın?” diyebileceği kadar çok ve çeşitli yanlışlara imza attı Sayın Erdoğan. Seçimlerden hemen önce meclisi yine bir ay tatile çıkarması, toplumsal beklentileri yok sayması, staj ve çıraklık mağdurlarını Konya mitinginde azarlayıp gözaltına alınmalarına yol açması, emeklilikte adalet isteyenlere de benzer sert tedbirler aldırması, emeklileri ve özellikle EYT’li yeni emeklileri diğer talep sahiplerine karşı mazeret ve suçlu gibi sunması, EYT’den pişmanlığını ifade etmesi, halkın gönlünden ve umudundan kopuşuna yol açan son eylemleri oldu.

      Sayın Erdoğan’ın, halkın sorunlarına kişisel ilgisizliği ve haklı talepleri sürekli öteleme politikası yetmezmiş gibi, çevresine kümelenen danışman, gazeteci, yorumcu, sosyal medya ünlüsü vb. çok sayıda kişinin; hem halkın mağdur kesimlerine hem de Yeniden Refah Partisi gibi bağımsız politika üretmeye çalışan rakiplerine olan seviyesiz ve ağır saldırıları, yaşanan kopuşu daha da derinleştirdi. 31 Mart seçim hezimeti Cumhur İttifakı açısından davul çala çala geldi!

    Diyebilirsiniz ki, sadece Sayın Erdoğan nasıl sorumlu olabilir? Bütün yanlışları ona yazamazsın, çevresindekilerin hiç mi suçu yok? Elbette var ama, hepsini atayan, her konuda talimat veren, yasama ve yürütme gücünü şahsında mündemiç eden bizzat kendisidir! Milletvekili adayları halkın ve teşkilatın talebine göre seçilseydi Vedat Bilgin, Özlem Zengin, Derya Yanık, Müşerref Tuba Durgut vb. isimlerin şansı olur muydu? 31 Mart seçim kampanyasında bile bu vekilleri destek için sahaya sürebildi mi? Kısacası Vekil tercihleri de genelde şahsının ve çevresinindi.

       Bakanların, CB kabinesinde üst düzey bürokrattan ibaret olduğunu, her sözlerine başladıklarında Sayın Erdoğan’ı referans alarak konuştuklarını biliyoruz. CB Politika Kurullarının işlevsiz ölü doğduğunu da yaşayarak gördük.

      Meclisteki sayısal çoğunlukları ile Ak Parti ve MHP, sürekli tek kale maç formatında CB gündemine endeksli yasama faaliyeti gösterdi. Meclis Başkanı seçildikten sonra Sayın Numan Kurtulmuş’un nazik davet ve temsil etkinlikleri dışında, Milletin derdine derman olacak bir söylemi, bir çıkışı, bir eylemi, hükumete rağmen hayırlı bir girişimi oldu mu Allah aşkına?

Yazıyı daha fazla uzatmamak için burada kesiyorum. Pekala, halkın ve partilerin iyiliği için bundan sonra neler yapılabilir?

  • Sayın Erdoğan, daha önceki seçimlerin aksine bu sefer halkın mesajını gerçekten aldığını, en kısa zaman içinde toplumsal beklentileri mecliste gündeme sokarak ve hayata geçirerek ispatlayabilir ve halkın güvenini tekrar kazanabilir! Böylece neredeyse kesinleşen, yapılacak bir erken seçim veya 2028 hezimetinden korunabilir.
  • CHP Yönetimi ve belediyeleri, kendilerine altın tepside sunulan bu fırsatı en kaliteli hizmet ve halkın değerleriyle barışık bir yol haritasıyla koruyup geliştirebilir, kalıcı bir başarıya dönüştürebilirler.
  • Yeniden Refah Partisi, bu seçimde kırdığı cam tavan eşiği ve seçim barajlarını geçebilme gücüyle, vaat ettiği “ahlaklı belediyecilik” uygulamalarını; başıboş köpek çözümü, rüşvetsiz hizmet, ehliyet ve liyakatli yönetim kadroları eşliğinde gösterebilir, 2028 seçimlerine iddialı ve ispatlı icraatları ile çok güçlü şekilde katılabilir.
  • DEM Parti, bölge halkının kendisine tekrar açtığı belediye kredilerinin, terör örgütüyle kirlenmesine fırsat vermeden, hizmet odaklı çalışabilir ve kayyum atanmasına gerek duyulmadan huzura ve barışa destek verebilir.

 

        Her şeye rağmen, 31 Mart yerel seçim sonuçlarının Milletimize hayırlara vesile olmasını diliyor ve Milletimizin bu badirelerden sorunlarını çözmüş olarak çıkması için Yüce Rabbimize niyaz ediyorum.




Kamu Yönetiminde Haksızlık ve Ayrımcılık Olur mu?

Adalet devletin dini ise, haksızlık ve ayrımcılıkta bu dinin en büyük günahlarından olsa gerek! Kamu yönetiminde adalet ve istikrar halkın huzur ve emniyetinin teminatıdır. Güvenlik, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaç ve uygulamalar vatandaşlık konforunu ve bağlılığını geliştiren unsurlardır.

Kamunun yazılı konuşma dili mevzuat, beden dili ise, icraat tercihleri ve uygulamalarıdır. Bazen mevzuata, bazen de uygulamalara sirayet eden haksızlık ve ayrımcılık gibi olumsuzluklar yüzünden halkta huzursuzluk, güvensizlik gibi negatif sonuçlar gelişir. Halkın kültür ve değer yapısına uygun düşmeyen yasal düzenlemeler bu kopuşu derinleştirir, telafisi güç ve pahalı sıkıntılara yol açar.

Bu izahımızı bazı örnekler ile açıklayarak yaşanan haksızlıkları ve ayrımcılıkları gösterelim:

Milletvekillerinin kendi maaş, emeklilik, sağlık ve sosyal haklar konusunda ne kadar abartılı ayrıcalıklar yaptığını duymayan kalmamıştır. Meclisimizin yarısı hem emekli vekil, hem de aktif vekil maaşını aynı anda alabilecek kadar rahat ve pervasız siyasetçilerimizle doludur. Her fırsatta tatile çıkma konusunda da müthiş başarılıdırlar!

Devletin kanunlarına göre, memurlara yapılan maaş zamları aynı oranda emekli memurlara da uygulanır. Kanuna karşı adeta hile yapılarak, memurlara seyyanen zam uygulamasıyla emekli memurlardan zam kaçırılması güncel bir haksızlıktır. Memur ve emeklisine öz-üvey evlat ayrımcılığı yapma geleneği doğmuştur!

Sözde “Toplum Yararına Proje” diye bir garabet uydurularak, İŞKUR organizasyonu ile bazı kamu hizmetlerinin karşılanması için İşsizlik Fonu peşkeş çekilir gibi harcanmaktadır! TYP kapsamında işe alınan insanlarımız, ömür boyu sadece 9 ay insan muamelesi yapılarak, asgari ücretle çalıştırıldı. 9 ayı dolan insanlar adeta sokağa atılarak, başıboş hayvanlardan daha sahipsiz bir duruma düşürüldü! Bir daha hiç kimse muhatap alınmadılar. Yeni kurbanlar ile bu haksız ve istikrarsız istihdam garabetine devam edildi.

İş ve çalışma mevzuatına göre, hiç kimse asgari ücretten daha az bir maaşla çalıştırılamaz. Doğum, evlilik, hastalık, bayram tatili gibi temel özlük haklarından mahrum bırakılamaz. Ama, acil ve geçici durumlar için düşünülen ekders ücretiyle eğitim hizmetini sağlama yöntemi aşırı esnetilerek, esas ve sürekli personel istihdamı için kullanıldı. Amacından çıkartılarak 20 yıldan fazla süredir kamuda insafsız emek sömürüsüne döndürüldü. Ekders ücretiyle öğretmenler, memurlar, Kur’an öğreticileri, ustalar, antrenörler, sosyologlar, hemşireler, sosyal çalışmacılar istihdam edildi. Milli Eğitim, Gençlik ve Spor, Kültür ve Turizm, Aile ve Sosyal Politikalar, Tarım ve Orman Bakanlıkları ile Diyanet İşleri başkanlığı gibi kurumlarda, istihdam kanseri gibi emek sömürüsü aracı olarak yaygın kullanıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türkiye İnsan Hakları Kurumu gibi doğrudan sorumlu yapılarımız, bu sömürüye, kölelikten beter şartlara kör, sağır ve dilsiz kaldılar. Haksızlığın kamu tarafından yapılması kahreden bir sessizliğe neden oldu! Deprem bölgesindeki ekonomik yardımlarda  bile kadrolu-ekdersli ayrımcılığı yaptılar. Ekdersli çalışanlara zırnık kadar bile deprem tazminatı vermediler!

Güya, kadın ve erkeği fıtrata aykırı bir şekilde birbirine eş ve eşit yaptık! Ama hemen ardından kurnazlık göstererek kadının lehine, erkeğin aleyhine ayrımcılıkları bu temel ilkeden muaf tuttuk! Kadın beyanına esas iftira ve haksız muhakemenin önünü açan İstanbul Sözleşmesinden kalan 6284 yasasını ve diğer yasalarımızdaki zehirli etkilerini temizlemedik! Süresiz nafaka zulmüyle, velayet haksızlıklarıyla, soy emniyetini iptal etmeyle ve daha birçok şeyle kadına üstün ve ayrı, erkeğe doğuştan suçlu önyargılı yaklaşımı kamu yönetimine yansıttık. Kadın dernekleri federasyonu başkanının “kadın hareketi olarak devlet mekanizmasından daha güçlüyüz” hezeyanının kamu yönetimince sessiz kalınarak kabullenildiğini izlemek zorunda kaldık!

“İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın” felsefesinden koparak, “köpekleri yaşat ki insana ne olursa olsun” kanunlarını çıkardık! İnsana vermediğimiz değeri başıboş köpeklere gösterdik! Devletin hayvanlar arasında ayrımcılık yapmasını, her şeyinden yararlandığımız besi hayvanları ve yaban hayvanlarına karşı köpekleri tanrısal ve dokunulamaz bir makama getirmesini önleyemedik!

Taşerona son veriyoruz diye ortaya çıkarken, hem taşeronlar arasında kelime ve tarih oyunları ile ayrımcılığa maruz kalanları gizledik, hem de kadroya alıyoruz diye kandırdığımız belediye taşeronlarını belediye şirketlerinde daha beter şartlarda çile çekmeye zorladık! Çakma unvanlar ile resmi memuriyet görevlerini yetkisiz personele yaptırdık. Belediyelerde haksız ve adaletsiz istihdam modelleri geliştirdik. Çalışma barışı ve huzuru diye bir şey bırakmadık!

Şehit ve Gazi verdiklerinde Güvenlik Korucularımızın, Uzman Çavuşlarımızın, Astsubaylarımızın yanında en ateşli Vatan Millet Sakarya nutuklarını attık! Şehit ailelerinin yanında üzgün pozlar verdik! Ama gündem değişince bu kahramanlarımızın meslektaşlarını anında unutarak, haksız, yetersiz ve vefasız şartlarda görev yapmalarını, emekli olunca sefalete düşmelerini önleyemedik! Diğer kamu çalışanlarına verilen temel hakları güvenlik kahramanlarımıza çok gördük. Adaletin tecellisi için görev yaparken canıyla, sağlığıyla ve bazen ailesiyle toptan etkilenen İnfaz Koruma Memurlarımızın, sanki Genel İdari İşler yapıyorlarmış gibi absürt kadro uygunsuzluğunu devam ettirdik!

Kadınlarımız arasında doğum borçlanması, erkekler arasında askerlik borçlanması gibi haksız ayrımcılıklar yaptık. İş ve risk açısından çalışan kabul edilirken, hak ve imkânlar açısından öğrenci sayılan çırak ve stajyer mağdurlar grubu oluşturduk. EYT düzenlemesinde, sanki kasıtlı olarak mağdur bırakılan kısmi emeklilik ve 5000 gün prim mağduru çifte kavrulmuş mazlumlarımız oldu!

Trafik kurallarının kontrol ve cezalandırmasında haksızlıklar ve ayrımcılıklar yaptık. Aşırı hızlı gidenleri, trafik ışıklarına uymayarak daha çok insan ölümüne neden olabilecekleri puan aflarıyla affettik. Ama ölümlü kazaya karışmadan alkol kabahatini işleyenleri, çok uzun sürelerce tam hak iptali ve SÜDGE gibi eziyet uygulamaları ile canlarından bezdirdik. Sadece sürücüleri değil, onlar ile birlikte geçimleri bağlı olan eş ve çocuklarını da ekonomik yoksulluğa düşürdük! Ceza ve afta ölçüyü, kişiselliği, ıslah ediciliği terk ettik!

Velhasıl, kamu yönetimince vatandaşa yaşattığımız haksızlıklar ve ayrımcılıklar sayfalarca yazsak yetmeyecek kadar çok ve ayrıntılıdır maalesef. Başta da belirttiğimiz gibi devletin dini adalettir! Vatandaşların kendilerini değersiz, adaletsiz ve korunmasız hissetmesine neden olan sıkıntılı mevzuat ve uygulamalar acilen düzeltilmeli, toplumsal refahın ve huzurun geliştirilmesi için gereken yapılmalıdır!

Diyeceksiniz ki bu sorunların hepsi birden çözülür mü? En azından yıllardır talep edilen toplumsal beklentilerin çözülmesi için ortak duamız olsun! Yüce Rabbimizin “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun.” (Al-i İmran/104) emrine icabet edelim öyle değil mi dostlar?




Ekim Ayını Kimler Bekliyor?

Milletin derdine derman olmaları veya en azından çalışmaları için seçtiğimiz 27. dönem Vekilleri, geride öfke ve hayal kırıklığı  bırakarak, çözüm bekleyen onlarca soruna neredeyse hiç dokunmadan gittiler! 28. Dönemde tazelenen umut ve beklentilerle gelen Vekillerimiz de meclise geldikleri anda kronik Vekil hastalıklarına yakalandılar!

Meclisin duvarlarına sinsice yerleşmiş olan umarsızlık, gamsızlık, bencillik, tembellik, duyarsızlık ve kibir mikroplarıyla anında enfekte oldular! Daha mazbatalarındaki mürekkepler bile kurumadan, 1,5 aylık taze vekiller iken, Ekim ayına kadar sürecek olan anlamsız, haksız ve gereksiz uzunlukta bir tatile adeta kaçtılar!

Toplumsal beklentiler klasörünün kapağını bile açmadan, millete zehir gibi gelen ekstra vergi yüklerini doğru dürüst tartışmadan, alternatif yollarını sorgulamadan onaylayıp gittiler!

Sayın Cumhurbaşkanı da Meclisin bu utandıran performansından iktidar partisi Genel Başkanı sıfatı ve etki gücü ile bizatihi sorumludur. Kendisinin onay vermediği tekliflerin gündeme bile alınmadığını düşünürsek, yasamanın yürütme baskısı ve etkisi altında kaldığını söylemek yanlış olmaz!

Toplumda yükselen tepkilere cevap olarak Sayın CB Erdoğan 24 Temmuzda, “Kendisini mağdur hisseden tüm kesimlerin gönlünü mutlaka alacağız. Bunu da çok gecikmeden yılbaşı civarı neticeye ulaştırmayı planlıyoruz!” demişti.

Ekim ayında açılacak meclisin yıl sonuna kadar çok sınırlı bir çalışma süresi ve yoğun bir programı olacak. Tek başına bütçe maratonu bile bu sürenin çoğunu işgal edecek. Sayın Vekiller bütçe maratonunu tamamlayıp Aralık ayının son haftasında her yıl olduğu gibi NOEL Tatiline çıkacakları için, toplumsal beklentiler konusunda Sayın Erdoğan’ı halka karşı mahcup bırakmamak adına çok çalışmaları gerekecek!

Kendini mağdur hissedenleri yazmaya kalkarsak en az 2-3 sayfa tutacağını bilerek, en azından gruplar halinde hatırlatmış olalım:

1-EYT ilintili mağdur ve talep sahipleri: Kısmi emeklilik, 5000 gün prim mağdurları, Çırak ve staj mağdurları, Bağ-Kur tescil ve prim sorunlular, doğum ve askerlik borçlanması mağdurları, 9 Eylül 99 sonrası işe giren ve emekliliği 17-20 yıl ötelenenler.

2-İş-Kur TYP garabeti çalışanları, Ulusal Hane Ziyareti çalışanları, eski Okul Güvenlik görevlileri, Ücretli Öğretmenler, Usta Öğreticiler, Fahri Hocalar, EYS Antrenörleri, Aile Bakanlığı Ekdersli Meslek Elemanları, PİKTES projesi çalışanları.

3-İhmal edilen Kahramanlarımız: Güvenlik Korucuları,  Sözleşmeli Er-Erbaşlar, Uzman Çavuşlar, Uzman Jandarmalar, Astsubaylar, İnfaz Koruma Memurları, Güvenlik birimlerindeki Sivil Memurlar.

3-Kamuda türlü isim ve unvanlar altında çalışan envai çeşit engele takılan TAŞERON işçiler ve işçi kılıklı memurlar, KİT ve BİT çalışanları, çakma kadrolu belediye işçileri, çakma sağlıkçılar, karayolu işçileri, her çeşitten var!

4-Yardımcı Hizmetler Sınıfı en gariban memurlar, Öğretmenliği verilmeyen Memurlar, haksız şekilde parçalı aile bırakılan memur ve işçiler, memur kadrosu verilmeyen ama aynı işi yapan üniversiteli kamu işçileri.

5-Sadece Memura yapılan seyyanen zamla haksız şekilde sefalete sürülen memur emeklileri, haksız Aylık Bağlama Oranları ve piyasa zamları yüzünden maaşının hayrını göremeyen SSK ve Bağ-Kur emeklileri.

6-Bir önceki Milli Eğitim Bakanı ile bir sonraki Bakan arasındaki tutarsızlığın bedeli ödetilen 2022 KPSS ataması bekleyen öğretmenler, mezunlar havuzunda çırpınarak beklerken; yetersiz kontenjan sayısı, 35 yaş sınırı, 4001 kodu gibi haksızlıklar ile umutları doğranan gençler.

7-Evlenmeyi tuzağa çeviren yasalardan korkarak uzaklaşan, haramlarla boğuşmaya sevk edilen, 6284 ve süresiz nafaka gibi zulüm yasalarının kara gölgesinden kurtulamayan gençler ve gittikçe zayıflayan, parçalanan aile ocakları.

8-Birbirinden tuhaf ve çelişkili af ceza indirimi gibi uygulamaların dahi dışında bırakılan, çek yasası mağdurları ve ehliyet affı beklentili yüzbinlerce insanımız,

9-YÖK’ün haksız uygulama ve bürokratik zorbalıklarından kendilerini bir türlü kurtaramayan denklik sorunu mağdurları, YÖK 100/2000 projesi doktor akademisyenleri, azami süre sorunu yüzünden mevcut aflardan yararlanamayıp okullarından atılan TIP  ve Dişçilik vb. bölüm öğrencileri.

10-Makul ücretli ve kışlasız bedelli askerlik talep eden gençler.

11-Ülkenin her yerini işgal eden başıboş köpek terörüne, her gün kurban gibi insanlarımızı feda etmekten bıkıp usanan, kendi yurdunda köpekten daha değersiz hisseden vatandaşlar.

Gördüğünüz gibi konu başlığı da mağdur sayısı da çok ve milyonlarca insanı doğrudan etkiliyor. Bunlar bir çırpıda aklıma gelenlerdi. Elbette eksikler de çoktur.

Netice olarak, Sayın Vekillerimiz lütfederek 3 aylık tatillerini tamamlayıp geldiklerinde, gerçekten çok hızlı ve etkili çalışmaları gerekiyor. Öbür türlü halefleri gibi hüsran ve kızgınlık yaşatmaya, hayır duası yerine ah ve beddua toplamaya devam edeceklerdir.

Sayın Vekillerimizin, Ekim ayına kadar keyif çatarak geldikten sonra, bunca sorun ve talep için süremiz yetmedi deme lükslerinin olmadığını hatırlatmaya gerek yoktur sanırım. Yaklaşan yerel seçimler öncesinde Meclise ilk defa katılan Yeniden Refah Partisi gibi taze partilerin özellikle yüksek performans göstermelerini bekliyoruz.

Kendilerine yönelik tüm hakları en üst limitten yasalaştıran, bir koyundan bir kaç post çıkarırcasına hem şimdiki Vekil maaşını hem de önceki dönemler için emeklilik maaşını aynı anda alabilecek kadar becerikli olabilen Sayın Vekillerimizden bu kadarcık performans istememiz haklı değil mi?