Toplumsal Beklentilerde Nerede Kaldık?

Duygu ve düşüncelerimi yazıp paylaştığım ilk dönemlerden itibaren; kişisel bir sosyal sorumluluk projesi olarak, toplumun rahatsız olduğu ve ivedilikle çözüm beklediği konuları da işlemeyi görev bildim. Elbette bu davranışımın altında her Müslümandan beklenen “Emr-i bil maruf, nehyi anil münker” (İyiliği tavsiye etme, kötülükten alıkoyma) düsturu yatıyor. Zaten halen devam ettiğim sivil toplum kuruluşları ve artık her hangi bir ilişiğimin kalmadığı siyasi parti faaliyetlerine de bu yüzden katılmıştım.

Toplumsal beklentiler adıyla tanımlanan meseleler, özellikle siyasi partilerin seçim dönemlerinde daha çok hatırlayarak gündeme aldığı, iktidar cenahının durumunu korumak için hassas ayarlar eşliğinde kısmen ve kerhen çözümler getirdiği kronik mağdurlar grubunun talepleridir. Sadece başlıkları bile birkaç sayfa tutan bu gruptan zamanla kurtulanlar olduğu gibi, yeni eklenenler de az değildir.

Bu yazımda sorunu devam eden mağdur gruplarını ana başlıklar altında derleyerek güncellemeye ve bazen cılız kalan seslerine bir nebze de olsa katkı vermeye çalışacağım. Elbette hatırımdan kaçan veya hiç bilmediğim mağdur grupları da olabilecektir. Uygun şekilde bilgilendirilirsem bu yazı üzerinde bir süre güncelleme yaparak onları da eklemeye gayret edeceğim.

Sosyal Güvenlik Kurumu Odaklı Mağdurlar ve Talepler

1. 2023’de yapılan eksik EYT düzenlemesinden dolayı 5000 +prime taktırılan SSK’lı çalışanlar.
2. 2023 EYT yasasında eksik bırakılan Kısmi Emeklilik düzenlemesi nedeniyle yaşa takılmaya devam ettirilen SSK’lılar.
3. 3308 sayılı yasadaki Staj ve Çıraklık Sigortası haksızlığı düzeltilmediği için iş kazalarında ölmeye, her türlü hastalık ve kaza riskini yaşamasına rağmen tam sigortalı sayılmayarak EYT vb haklardan mahrum bırakılan Staj ve Çıraklık mağdurları.
4. Bağ-Kur’da SSK’ya göre anormal prim günü yüksekliği iktidar tarafından defaatle kabul edilerek söz verildiği halde, 7200 prim eşitlemesi yapılmayan, tescil tarihleri ile ticari başlangıç tarihleri tarihleri birlikte sayılmadığı için emeklilik ve EYT gibi faydalardan uzak kalan esnaf, sanayici ve çiftçiler.
5. 1999 Körfez Depreminden dolayı tescilleri zamanında işlenmediği için ayrıca mağdur edilen Bağ-Kur sigortalılar.
6. 9 Eylül 1999 sonrası işe başlayan erkeklerde 17, kadınlarda 20 yıl geç emekliliğe tek kalemde mahkum edilen ve anayasanın genel eşitlik ilkelerine aykırı muameleye tutulan emeklilikte kademe talepli SGK’lılar.
7. 2000 ve 2008’deki yasalarda Aylık Bağlama Oranı (ABO) aşırı düşürülerek emekli maaşları sosyal yardım seviyelerine düşürülen tüm SGK’lılar.
8. Emekli maaşları arasındaki uçurumu gidermek için İNTİBAK düzenlemesi talep edenler.
9. Borçlanma ihtiyacı olduğunda eski günler için makul şartlarda hesaplanmak üzere İHYA uygulaması isteyenler.
10. İşe giriş öncesi doğum borçlanma hakkını EYT faydası için isteyenler.
11. SSK ve Bağ-Kur gibi işe giriş öncesi askerlik borçlanması isteyen memur erkekler.
12. Bazı polis ve asker personel grupları arasında yıl farkları yüzünden eğitim borçlanması haksızlığına uğrayanlar.
13. 30 Nisan 2008 öncesi sigortalı olanlarda devam eden 1261 gün kuralı yüzünden mağdur olan esnaf ve çalışanlar.
14. En düşük emekli maaşı uygulaması yüzünden kronik olarak mağdur edilen ve çok prim ödediği halde düşük maaşa mahkum edilen emekliler.
15. 2023 yılında yapılan seyyanen zam haksızlığı yüzünden her ay eksik maaş almaya mahkum edilen memur emeklileri.

Kamuda Atama, Sözleşme, Kadro, Statü, Eğitim ve Haklarla İlgili Talepler:

1. Kamuda işe alımda 35 yaş engeline takılan kariyer meslekleri.
2. KPSS Öğretmen Atamalarında mezun havuzuna göre çok düşük seviyelerde kalan kontenjanlar yüzünden şişen işsiz öğretmenler ordusu.
3. Yazılı sınavlardaki başarının haksızca silinerek doğrudan torpil ayrımcılıklarının işletildiği mülakatla alımlar.
4. Öğretmenler arasında fiilen huzursuzluğa ve ayrımcılığa yol açan, emekliliğe de yansımayan baş öğretmen, uzman öğretmen gibi suni maaş farkları.
5. Kamuda ders saat ücretli istihdam edilerek aşırı düzeyde sömürülen meslek erbabı insanlar:
a. Milli Eğitim’deki Ücretli Öğretmenler
b. Milli Eğitim, Tarım, Turizm’deki Usta Öğreticiler
c. Diyanet İşlerindeki Başkanlığındaki Fahri Hocalar
d. Aile Bakanlığındaki Ekdersli Meslek Elemanları
e. Gençlik ve Spor Bakanlığındaki EYS Antrenörleri
6. İŞKUR (Toplum Yararı Projesi) TYP türevleri ile hem emekleri sömürülerek bir kenara atılan hem de İşsizlik Fonunun yersiz kullanımı ile israfa yol açan uygulamalar.
7. Tüm kamuda yer alan ve kadro belirsizlikleri bir türlü giderilmeyen Yardımcı Hizmetler Sınıfı memurlar
8. MEB dışındaki kurumlarda kadrolu memurken daha önce belli kontenjanda yatay geçiş yapabildiği halde 2015 yılından itibaren yasaya muhalif bir yönetmelikle bu hakları iptal edilen Memur Öğretmenler
9. Kamu Taşeronları
a. Kamu İktisadi Kuruluşları (KİT) taşeronları
b. Belediye İktisadi Kuruluşları (BİT) taşeronları
c. Çağrı Merkezi Taşeronları
d. Karayollarının doğrudan ve müşavir firma taşeronları
e. Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) Grup Elemanları
f. Hastane Otomasyonları (HBYS) çalışanları
g. Yemekhane Personeli
h. Sosyal tesis çalışanları
i. Vakıfbank Güvenli Personeli
j. Fizik Tedavide Fizyoterapist taşeronlar
k. Radyoloji ve MR çalışanları
l. 4 Aralık mağdurları
m. Şehir hastaneleri çalışanları
n. PİKTES projesi çalışanları
o. Kiralık araç şoförleri
p. Sterilizasyon ve dezenfeksiyon çalışanları
q. Laboratuvar tekniker ve teknisyenleri
r. Diş protez çalışanları
s. Biyomedikal teknikerleri
t. Anestezi teknikerleri
u. TRT çalışanları
v. Orman ve saha işçileri
w. İlbank çalışanları
x. Ticaret Bakanlığı çalışanları
y. İl özel idare çalışanları
z. PTT – Telekom çalışanları
aa. Çadırkent ve EXPO bakım çalışanları
bb. OGM ve DKMP çalışanları
10. Mevsimlik-geçici İşçiler
11. 2018’de 696 KHK ile zorunlu emekli edilen taşeronlar
12. 2019’da belediye seçimleri sonrası işten atılan sözleşmeli memur ve işçiler
13. Kamuda yeterli sayıda kontenjan açılmadığı ve bazıları kamu dışında çalışma imkânı bulamadığı için atanamayan kariyer meslek mezunları:
a. Arkeolog
b. Sanat Tarihçisi
c. Antropolog
d. Diyetisyen
e. Fizyoterapist
f. Psikolog
g. Sosyal Hizmet Uzmanı
h. Psikolog
i. Sosyal Güvenlik Mezunları
j. Çevre Mühendisi
k. Veteriner Hekim
l. Engelli sağlık personeli
m. Optisyen
n. Laborant
o. Odyolog
p. Podolog
q. Sağlık Yönetimi
r. Diş Teknisyeni
s. Eczacı
t. İİBF Mezunları
u. Ziraat Mühendisi
v. Gıda Mühendisi
w. Biyomedikal Teknikeri
x. Her branştan Engelliler
14. Güvenlik Korucularının bırakıldığı kötü maaş yasal statü halleri
15. Uzman Çavuşların maaş, kadro ve yasal haklarda süren sıkıntıları
16. Astsubaylara yapılan ayrımcılığın sürmesi, tazminat ve diğer haklarda yaşanan haksızlıklar
17. Ceza İnfaz Memurlarının fiili halleri ve riskleriyle uyuşmayan statü ve diğer haklar konusu
18. Kamu tercihlerinde 4001 kodu mağdurları ve atanabilecek kadrosu yakılan gençler
19. 3600 ek gösterge düzenlemesinde mağdur edilen Kamu Şefleri ve 1. dereceye düşebilen diğer lisans mezunu memurlar
20. Kamuda kadrolu Mühendisler
21. Kamu işçisi olup Meslek Kodu mağduru olanlar
22. İşçi statüsünde kalan üniversite mezunu kariyer meslek sahipleri
23. Çeşitli zamanlarda haklı veya haksız nedenlerle disiplin cezası alan ve sicil affı bekleyen memurlar
24. YÖK’e güvenerek burslu doktora projesine katıldığı halde, proje başlangıcında vaat edilen istihdam yolu açılmayan akademisyenler
25. Kamu kurumlarında ve üniversitelerde çalışan memur ve işçi personele eş durumu tayin kolaylığı, kadroya geçen taşeron veya sözleşmelilerde eş durumu tayinini yasaklayan 3+1 kuralının gevşetilmesini isteyenler
26. Kamu adına yapılan bütün asli ve unvanlı görevlerin sadece tam yetkili kadrolu personel tarafından yapılmasını, ücretli, sözleşmeli veya taşeron gibi geçici ve acil durum kadrolarının asli işlerde eksik yetki ve özlük hakkıyla çalışmasının önlenmesini, ölüm ve iş kazası gibi olaylarda asıl kadro gibi işlem görmesinin yasalaşmasını isteyenler.
27. YÖK’ün tanıdığı yurtdışı üniversitelerden mezun olduğu halde denkliği verilmeyerek eğitimi ve emekleri yok sayılanların artık kurtarılması.
28. Sağlık personeli için 2018 yılında sözde yasa ile verilen ama SGK genelgesiyle içi boşatılan yıpranma hakkının işe yarar hale getirilmesini isteyenler.
29. Bütün memur ve işçiler için en fazla %15 seviyesinde sabit gelir vergisi kesilmesini talep edenler.
30. Öğretmen, sağlık personeli, mühendis gibi kariyer mesleklerini özel sektörde icra edenlere, en az kamudaki en düşük maaşlı meslektaşları kadar net mesleki ücret garantisi ve uygulamada etkili denetimi olmasını talep edenler.
31. Sigorta primlerini yatırmayarak SGK’yı zora sokan yüzsüzlerin her yıl düzenli olarak ifşa edilmesini talep edenler.
32. Sendika üyeliklerinden tıpkı parti üyeliği gibi, e-devlet üzerinden kolayca istifa işlemi yapılabilmesini talep edenler.
33. 2008 öncesi memur ve memur emeklilerinin aylıklarını düzenleyen  5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanuna aykırı olarak, 375 sayılık KHK içine 2023 yılında eklenen  40. madde ile sadece çalışan memurlara verilen seyyanen zam farkı 25 bin TL ye gelmiştir. Bu rakam emekli memurların maaşlarından kaçırılan kısımdır. Çalışan memurlar emekli olunca bu fark da kesildiği için emekli aylığı oranı yüzde 40’lara kadar düşmüştür. O yüzden memurlar 65 yaşa kadar emekli olmayı gündemden kaldırmış, devlet kadroları giderek yaşlanmaya başlamıştır.

Aile, Adalet, Yargı, Güvenlik ve Diğer Talepler

1. Süresiz nafaka mağdurlarının kurtarılması.
2. Uzun süren aile mahkemelerinin kısaltılması. Boşanma, çocuk velayeti ve mal paylaşımı mağduriyetlerinin önlenmesi.
3. 6284 sayılı yasa mağduru erkeklerin, kadının beyanı ile iftiraya karşı korumasız bırakılanların korunması.
4. Çocuklarını terbiye hakları ellerinden alınan anne babalara yetkilerin iade edilmesi ve lağvedilen aile reisliğinin geri getirilmesi.
5. Yasa ve kamusal uygulamalara kanser gibi yayılan feminizm belası, toplumsal cinsiyet eşitliği ile cinsiyetsizleştirme projesinin durdurulması.
6. Genç evlilik mağdurlarına yapılan haksızlığın giderilmesi.
7. Yasalarımıza göre 15 yaş kızlara zinanın serbest, evliliğin yasak sayılması, zinanın adeta teşvik edilmesinin önlenmesi.
8. Sapkınlığın yayılmasını, propaganda yapılmasını ve teşvikini önlemek için söz verilen ama sürekli iptal edilen yasal düzenlemelerin çıkarılması.
9. İptal edilen İstanbul Sözleşmesinin uygulama kanunu olan 6284 ve diğer yasa maddelerinin de düzeltilmesi.
10. Milli Eğitim müfredatını ve uygulamasını Amerikan hegemonyasında bırakan Fulbright Sözleşmesinin iptal edilmesi.
11. Rezerv alan, acil kamulaştırma vb uygulamalar ile tapuları iptal edilerek topraklarına rızasız el konulan vatandaşların kurtarılması.
12. 31 Temmuz Covid İnfaz Düzenlemesi mağdurlarının gözetilmesi.
13. Ehliyet affı talebiyle bilinen, aşırı uzun süreler ile sürücülüğü engellenen ailece sosyo-ekonomik yıkıma ve SÜDGE zulmüne maruz bırakılanların dikkate alınması.
14. Aşırı yükseltilen tutarlar yüzünden kişilere değil ailelere cezaya dönüşen trafik para cezalarının makul sınırlara çekilmesi. Yerlerine alternatif caydırıcı cezalar konulması.
15. Başıboş köpekler halen tutarlı şekilde toplanmadığı için köpek kaynaklı ölüm, saldırı, yaralanma, hastalık ve kazalara maruz kalan vatandaşlar.
16. Çek yasasının borç ödemeyi değil namuslu esnafı yok etmeyi önceleyen yaklaşımından mağdur olanların görülmesi.
17. Hakaret ve darp mağdurlarının çektiği eziyet dururken bu halden kazanç kapısı oluşturan resmi uygulamanın sıkıntıları, dini değerlere küfrün ön ödemeli tarifeye bağlanmasının garipliği.
18. Af veya infaz düzenlemesi yapılırken adalet esasına aykırı şekilde suçlar arasında seçmeceye gidilmesi, örgütlere özel yasal düzenleme imajı verilmesi.
19. FETÖ iltisakı şüphesiyle görevden uzaklaştırılanlar içinden masum olduklarını mahkeme beraatıyla belgeleyenlerin işe iade sorunları.
20. Ebeveyni cezaevlerinde olan çocukların hafta sonları görüş haklarının eğitimlerini engellemeyecek şekilde yapılmaması.
21. Domuz ve diğer haram katkı maddelerine karşı etkisiz ve yetkisiz kalarak ölü doğan Türkiye Helal Akreditasyon Kurumunun işler hale getirilmesi, Helal Sertifikasının bütün alkolsüz içecek ve gıda maddeleri için zorunlu yapılması.
22. Kamu yapıları ve tesislerine konulan milli piyango, spor toto gibi kumar isimlerinin kaldırılması, spor toto teşkilatının Gençlik ve Spor Bakanlığından ayrılması, yasal kumarın da yasadışı gibi reklamlarının yasaklanması.
23. Vakıflar Bankasındaki Vakıf/ Vakıflar kelimelerinin kaldırılarak Vakıflara ait değerlerin faiz işletmeciliğinden kurtarılması.
24. Bedelli askerliğin yurtdışında yaşayanlara olduğu gibi kışlasız ve makul tutarlara yapılmasını isteyen gençler.
25. Normal askerlik yapanlara net asgari ücret ve emekliliğe sayılan tam sigorta talebi.
26. Zorunlu olarak çocuklarımızın alıkonulduğu 4+4+4 kapsamındaki tüm kamu okullarında, öğrencilere her öğlen vakti sağlıklı bir öğün yemeğin ücretsiz verilmesi.
27. Okul kayıtlarında velilerden temizlik vs. için bağış talebi yerine, her belediyenin kendi sınırları içindeki okullarda düzenli temizlik yapmasının mevzuat ile zorunlu yapılması.

 

Gördüğünüz gibi Toplumsal Beklentiler dediğimiz liste ülkemizin hemen her bölgesine yayılan ve toplumun neredeyse bütün kesimlerini ilgilendiren kalemler ile dolu. Bu listenin kabarıklığı hem vatandaşlarımızın yaşadığı sorunların çokluğunu hem de çözüme talip olan siyasilerin ilgisizliğini veya beceriksizliğini göstermektedir. Mağdurlar Partisi olarak birleşseler her seçimde başarısı garanti olacak kadar kalabalıklaşan bu topluluğun en kısa zamanda sorunlarının çözülerek doğal yoldan azaldığını görmek umudu ve duası ile bilgilerinize arz ediyorum.

 




Devlet Memurlarının Talepleri Nelerdir?

Kısaca “Toplumsal Beklentiler” adıyla bilinen ve aslında yıllardır çözülmesi istenen, birçoğu kronikleşmiş talep ve mağduriyetlerimiz var. Ne yazık ki Yüce Meclisimiz tatil yapmaktan, ne kadar faydalı ve gerekli olduğu belirsiz devlet anlaşmalarını (Filistin vatandaşlarının Türkiye’de, Türk Vatandaşlarının Filistin’de ehliyetlerinin geçerli sayılması gibi!) tartışmaktan, toplumsal beklentileri konuşmaya bir türlü fırsat bulamıyor!

Gittikçe kabaran toplumsal beklentileri gruplara ayırarak derlemeye karar verdiğim yazı serisinin ilkinde, Devlet Memurlarının sorun ve taleplerini yazmaya çalışacağım. Ne kadar gayret etsem de mutlaka eksikler de çıkacaktır. Onları da yorumlama eklemeleri dileğiyle değerli okuyucularımın anlayışına bırakıyorum.

Devlet memurları arasında en fazla mağdur edilen grup, Yardımcı Hizmetler Sınıfıdır. Aidat tahsildarı, atama kulisçisi, lüks yaşama özentili sendika ağalarının kendi sözleşme ve belgelerini dahi unutarak mağduriyetlerini sürdürdüğü, kompleksli kamu amirlerinin yönetimde tahakküm şehvetlerini söndürdüğü, bütün kalite kriterlerine aykırı olmasına rağmen ısrarla sürdürüldüğü bir garip sınıftır yardımcı hizmetler. Yardımcı hizmetler sınıfının kaldırılarak mensuplarının eğitimlerine uygun genel idari ve teknik hizmetlere aktarılmasını istiyorlar ve haklılar da! Taşerondan sözleşmeli işçiliğine geçen kardeşlerimizden de düşük maaşları alan, emeklilikte en çok sefil edilenlerden olduklarını da söylemeye gerek yoktur sanırım.

Devlet memurlarının tamamını ilgilendiren büyük bir sorun da emekliliğe yansıtılmayan maaş ve aylık gelir kısımlarıdır. Özellikle geçen yıl kanuna karşı muhalefet edilerek 375. KHK’ya eklenen geçici 40. maddesi ile sadece çalışan memurlara seyyanen zam yapılması tam bir haksızlık, zulüm, ekonomik ve sosyal bir faciadır! Bu garabet yüzünden zincirleme sorunlar çıkmıştır! Emekli memurlar şimdi 14.500 TL olan fark yüzünden sefil olmaktadır. Maaş bağlanma oranlarını yüzde 40 civarına düşüren bu uygulama sonucu artık devlet memurları emekli olmayı asla düşünememektedir. Kamu kurumları 65 yaşına kadar zorla çalışan, mutsuz ve verimsiz personelle dolmaktadır. Artık devletin yaş ortalaması hızla yükselecektir. Memurlar emekli olmadığı için gençlerimiz de kamuda boş kadro bulup atanamıyorlar. Bu haksız ve vicdansız uyanıklığın millete maliyetini gören yok mu? Memurların maaşlarına çeşitli isimlerle eklenen sabit gelirlerin mutlaka emekliliğe yansıtılması gerekir. Değişken olanlarda ise bir oranlama sistemine geçilmelidir.

Sözleşmeli veya kadrolu memurların, gerek normal kurumlarda, gerekse  üniversite ve belediyeler gibi özerk kuruluşlarda en çok maruz kaldığı sıkıntılardan birisi de eş durumu sorunu ve aile birleşimi engelidir. Suiistimal edenlere ağır yaptırım ve önlemler eşliğinde, aile birleşimi kolaylığı sağlanmadığı sürece devletin aile hassasiyeti kağıt üzerinde kalmaktadır. Şu anda çoluk çocuk ayrı şekilde yaşamaya veya artık dayanamayarak boşanmaya zorlanan binlerce memur ailesi bulunmaktadır. Aile dostu politikalar gerçek icraatlar ile gösterilmelidir!

Devlet memurlarının, EYT düzenlemesi sonrası mağdur edildiği diğer bir konu da askerlik ve eğitim borçlanmasıdır. SSK ve Bağ-Kur sigortalıları işe giriş öncesi askerlik için borçlanarak, askerlik kadar süreyi geriye çekebilirken, bu haktan Devlet Memurları SGK’nın keyfi yorumuyla mahrum bırakılmıştır. Diğer dönem astsubaylar sivil okul borçlanmasından yararlanabilirken, 2000-2002 arası dönemlerdeki astsubaylar da tuhaf bir şekilde bu haktan faydalandırılmamıştır. Memurların, askerlik ve sivil eğitim borçlanma sorunları çözülmelidir.

Kurumlar arası yatay geçişle kariyer değişikliği imkanı 657 sayılı devlet memurları kanununda yer almasına rağmen, Milli Eğitim Bakanlığının 12 yıl önce yayınladığı bir yönetmelikle bu hakkın kullanımı iptal edilmiştir. Kanuna aykırı düşen bu yönetmelik 12 yıldır yürürlüktedir. Öğretmenlik eğitimi almış ve zaten memur kadrolu liyakatli öğretmenler varken çocuklarımızın öğretmensiz bırakılması, ücretli öğretmenlik vb. geçici çözümlere gidilmesi, iyi niyet ve başarılı yönetim anlayışıyla izah edilemez. Bu sorun giderilerek tekrar ilk atamalarda yüzde 3 oranında memur öğretmenlere yatay geçiş yolu açılmalıdır.

Türkiye’de çalışacak yabancı mimar ve mühendisler için en az asgari ücretin 4 katı maaş ödenme şartı bulunmaktadır. Ne yazık ki bu oran memur kadrosunda çalışan yerli mimar ve mühendislerimiz için çok görülmektedir. Milyonlarca insanın hayatın etkileyen iş ve projelere imza atan memur kadrolu mimar ve mühendislerin, çok düşük maaşlara mahkum edilmesi çok yönlü tehlike ve sıkıntı kaynağıdır. Nitelikli personelin devletten uzaklaşması, yolsuzluk gibi istenmeyen olaylara zemin kurması, kalite ve verimliliğin düşmesi gibi sorunlar sıraya girmektedir. Mimar ve Mühendisler ile yakın grupta sayılan hakim-doktor kadrolu memurlar arasındaki gelir farkı yıllar içinde uçuruma dönmüştür. Bu haksızlıkların giderilmesi gerekir.

3600 ek göstergenin verilmesinde eksik kalan ve vaatler yapıldığı halde unutulan lisans mezunu devlet memurları ile emeklilerinin geciken hakları verilmelidir. Aynı şekilde fiilen yöneticilik yetki ve sorumluluklarını üstlenen ama ek gösterge ve ek ödeme gibi konularda düz memur muamelesi yapılan kamu şeflerinin de bozulan ekonomik yapıları düzeltilmelidir.

Bazı bakanlıklarda meslekler arası ayrımcılık açısından anormal derecelerde sorunlar yaşanmaktadır. Örneğin Sağlık Bakanlığındaki yönetim makamlarının yüzde 95’i sadece hekimler tarafından doldurulmuştur. 39 sağlık branşının temsilcileri sayı ve görevlerine uygun hakkaniyetle temsil makamı bulamamaktadır. Bunun adı hegemonyadır. Aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinde de subaylar ve astsubaylar arasındaki ayrımcılıklar göz ardı edilemez boyutlara ulaşmıştır. İnfaz Koruma Memurları fiilen hayati risk taşıyan tehlikeli ve yıpratıcı bir görev yaparken genel idari hizmetler sınıfında tutularak mağdur edilmektedir. Kısacası bakanlıklarda olması beklenen meslekler arası hiyerarşi ve hakkaniyet, yerini ayrımcılık ve zulüm boyutlarına bırakmıştır. Bunların düzeltilmesi istenmektedir.

Kurum yöneticilerinin keyfi tasarrufu ve bazı memurların asli işinden kaçınması sonucu yaşanan bir durum da memurların kendi kadro ve görevinde olmayan işleri yapmasıdır. Bazen zorunluluk nedeni olsa da genelde gönüllü bir görevlendirme olduğu bilinmektedir. Bu yüzden asli işini yapamayan memur ve memur adayları da çoktur. Bakanlıkların bu konuya göz yumması ve desteklemesi nedeniyle sağlık yönetimcisi, laborant, optisyen, İİBF mezunları gibi çok sayıda meslek mezunları kendi kadrolarında iş bulmakta zorlanmaktadır. Ayrıca yüksek puanlarla gelerek 4001 kodu kolaylığından yararlanan farklı meslek mezunları, kapağı devlete atabilmek için yapmayacakları işlere başvurmaktadır. İşe başlayınca yeniden atama için fırsat kollamakta ve ilk imkan bulduğunda bırakıp gitmektedir. Bu kişiler yüzünden işgal ettikleri kadrolar yanmakta, hem kamu kurumu hem de asıl branş mezunları mağdur olmaktadır. Bu tür etik olmayan zararlı memur yöntemlerine karşı tedbir alınmalıdır.

Yakın zamanda FETÖ vb. iltisaklı yöneticilerin kasıtlı işleri, bir kısmı haksız bir kısmı haklı da olsa verilen disiplin cezaları nedeniyle sicili bozulan memurlar da vardır. Çeşitli af ve düzenlemelerin konuşulduğu bugünlerde memurlara sicil affı da beklentiler arasındadır.

Bildiğim ve duyduğum memur sorunları ve beklentileri bunlardır. Meclis ve Hükumetin değerlendirerek çözmesi dileğiyle bilgi ve dikkatinize sunarım.




#YHS Yardımcı Hizmetler Sınıfı memurlarımız mağdur bırakıldı




Akit TV’de Başıboş Köpekler, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve Kamuda 35 Yaşa takılanları konuştuk




Ekim Ayını Kimler Bekliyor?

Milletin derdine derman olmaları veya en azından çalışmaları için seçtiğimiz 27. dönem Vekilleri, geride öfke ve hayal kırıklığı  bırakarak, çözüm bekleyen onlarca soruna neredeyse hiç dokunmadan gittiler! 28. Dönemde tazelenen umut ve beklentilerle gelen Vekillerimiz de meclise geldikleri anda kronik Vekil hastalıklarına yakalandılar!

Meclisin duvarlarına sinsice yerleşmiş olan umarsızlık, gamsızlık, bencillik, tembellik, duyarsızlık ve kibir mikroplarıyla anında enfekte oldular! Daha mazbatalarındaki mürekkepler bile kurumadan, 1,5 aylık taze vekiller iken, Ekim ayına kadar sürecek olan anlamsız, haksız ve gereksiz uzunlukta bir tatile adeta kaçtılar!

Toplumsal beklentiler klasörünün kapağını bile açmadan, millete zehir gibi gelen ekstra vergi yüklerini doğru dürüst tartışmadan, alternatif yollarını sorgulamadan onaylayıp gittiler!

Sayın Cumhurbaşkanı da Meclisin bu utandıran performansından iktidar partisi Genel Başkanı sıfatı ve etki gücü ile bizatihi sorumludur. Kendisinin onay vermediği tekliflerin gündeme bile alınmadığını düşünürsek, yasamanın yürütme baskısı ve etkisi altında kaldığını söylemek yanlış olmaz!

Toplumda yükselen tepkilere cevap olarak Sayın CB Erdoğan 24 Temmuzda, “Kendisini mağdur hisseden tüm kesimlerin gönlünü mutlaka alacağız. Bunu da çok gecikmeden yılbaşı civarı neticeye ulaştırmayı planlıyoruz!” demişti.

Ekim ayında açılacak meclisin yıl sonuna kadar çok sınırlı bir çalışma süresi ve yoğun bir programı olacak. Tek başına bütçe maratonu bile bu sürenin çoğunu işgal edecek. Sayın Vekiller bütçe maratonunu tamamlayıp Aralık ayının son haftasında her yıl olduğu gibi NOEL Tatiline çıkacakları için, toplumsal beklentiler konusunda Sayın Erdoğan’ı halka karşı mahcup bırakmamak adına çok çalışmaları gerekecek!

Kendini mağdur hissedenleri yazmaya kalkarsak en az 2-3 sayfa tutacağını bilerek, en azından gruplar halinde hatırlatmış olalım:

1-EYT ilintili mağdur ve talep sahipleri: Kısmi emeklilik, 5000 gün prim mağdurları, Çırak ve staj mağdurları, Bağ-Kur tescil ve prim sorunlular, doğum ve askerlik borçlanması mağdurları, 9 Eylül 99 sonrası işe giren ve emekliliği 17-20 yıl ötelenenler.

2-İş-Kur TYP garabeti çalışanları, Ulusal Hane Ziyareti çalışanları, eski Okul Güvenlik görevlileri, Ücretli Öğretmenler, Usta Öğreticiler, Fahri Hocalar, EYS Antrenörleri, Aile Bakanlığı Ekdersli Meslek Elemanları, PİKTES projesi çalışanları.

3-İhmal edilen Kahramanlarımız: Güvenlik Korucuları,  Sözleşmeli Er-Erbaşlar, Uzman Çavuşlar, Uzman Jandarmalar, Astsubaylar, İnfaz Koruma Memurları, Güvenlik birimlerindeki Sivil Memurlar.

3-Kamuda türlü isim ve unvanlar altında çalışan envai çeşit engele takılan TAŞERON işçiler ve işçi kılıklı memurlar, KİT ve BİT çalışanları, çakma kadrolu belediye işçileri, çakma sağlıkçılar, karayolu işçileri, her çeşitten var!

4-Yardımcı Hizmetler Sınıfı en gariban memurlar, Öğretmenliği verilmeyen Memurlar, haksız şekilde parçalı aile bırakılan memur ve işçiler, memur kadrosu verilmeyen ama aynı işi yapan üniversiteli kamu işçileri.

5-Sadece Memura yapılan seyyanen zamla haksız şekilde sefalete sürülen memur emeklileri, haksız Aylık Bağlama Oranları ve piyasa zamları yüzünden maaşının hayrını göremeyen SSK ve Bağ-Kur emeklileri.

6-Bir önceki Milli Eğitim Bakanı ile bir sonraki Bakan arasındaki tutarsızlığın bedeli ödetilen 2022 KPSS ataması bekleyen öğretmenler, mezunlar havuzunda çırpınarak beklerken; yetersiz kontenjan sayısı, 35 yaş sınırı, 4001 kodu gibi haksızlıklar ile umutları doğranan gençler.

7-Evlenmeyi tuzağa çeviren yasalardan korkarak uzaklaşan, haramlarla boğuşmaya sevk edilen, 6284 ve süresiz nafaka gibi zulüm yasalarının kara gölgesinden kurtulamayan gençler ve gittikçe zayıflayan, parçalanan aile ocakları.

8-Birbirinden tuhaf ve çelişkili af ceza indirimi gibi uygulamaların dahi dışında bırakılan, çek yasası mağdurları ve ehliyet affı beklentili yüzbinlerce insanımız,

9-YÖK’ün haksız uygulama ve bürokratik zorbalıklarından kendilerini bir türlü kurtaramayan denklik sorunu mağdurları, YÖK 100/2000 projesi doktor akademisyenleri, azami süre sorunu yüzünden mevcut aflardan yararlanamayıp okullarından atılan TIP  ve Dişçilik vb. bölüm öğrencileri.

10-Makul ücretli ve kışlasız bedelli askerlik talep eden gençler.

11-Ülkenin her yerini işgal eden başıboş köpek terörüne, her gün kurban gibi insanlarımızı feda etmekten bıkıp usanan, kendi yurdunda köpekten daha değersiz hisseden vatandaşlar.

Gördüğünüz gibi konu başlığı da mağdur sayısı da çok ve milyonlarca insanı doğrudan etkiliyor. Bunlar bir çırpıda aklıma gelenlerdi. Elbette eksikler de çoktur.

Netice olarak, Sayın Vekillerimiz lütfederek 3 aylık tatillerini tamamlayıp geldiklerinde, gerçekten çok hızlı ve etkili çalışmaları gerekiyor. Öbür türlü halefleri gibi hüsran ve kızgınlık yaşatmaya, hayır duası yerine ah ve beddua toplamaya devam edeceklerdir.

Sayın Vekillerimizin, Ekim ayına kadar keyif çatarak geldikten sonra, bunca sorun ve talep için süremiz yetmedi deme lükslerinin olmadığını hatırlatmaya gerek yoktur sanırım. Yaklaşan yerel seçimler öncesinde Meclise ilk defa katılan Yeniden Refah Partisi gibi taze partilerin özellikle yüksek performans göstermelerini bekliyoruz.

Kendilerine yönelik tüm hakları en üst limitten yasalaştıran, bir koyundan bir kaç post çıkarırcasına hem şimdiki Vekil maaşını hem de önceki dönemler için emeklilik maaşını aynı anda alabilecek kadar becerikli olabilen Sayın Vekillerimizden bu kadarcık performans istememiz haklı değil mi?

 




İhmal Edilen Kahramanlar-4: #İnfazKorumaMemurları

İnfaz Koruma Memurları (İKM) yani bilinen adıyla Gardiyanlar da ihmal ettiğimiz kahramanlar arasındadır. Kahraman ifadesini abartılı bulabilirsiniz ama biraz düşününce sizin de hak vereceğinize inanıyorum. Vücudumuza zararlı bir cisim veya mikroplar girdiğinde savunma sistemimiz öncelikle dışarı atmak veya yok etmek için mikro düzeyde çatışmaya girer. Yapabiliyorsa parçalar ve sindirir. Bunu yapamayacağını anladığı anda izole etmeye ve başka yerlere dağılmasını önlemeye çalışır. Zararlı cismin veya canlı organizmanın etrafını sararak etten ve bazen kemikten duvar ören yapımız adeta vücudun infaz koruma memurları gibi davranır. İnfaz Koruma Memurları, bazılarının yargı kararı tartışmalı olsa da topluma zararlı olduğu tescillenmiş bireylerin şerlerini uzaklaştırmak, huzur ve sükuneti sürdürmek, cezalarının infazı ile adalete hizmet etmek için çok kıymetli ve gerekli bir görevi icra ediyorlar.

İnfaz Koruma Memurları vazife sırasında ölümle burun buruna gelmeleri, fiili darp ve saldırı hedefi olabilmeleri, kendileri de korunma ve disiplin kuralları gereği fiziksel zorlama yetkisi kullanmalarına rağmen, tuhaf bir şekilde Genel İdari Hizmetler (GİH) sınıfı içinde sayılmıştır. Genel idari hizmetler adı üstünde büro ağırlıklı işler, yazışma ve benzeri kurumsal işlevler odaklıdır. Memur sınıfları içinde en düşük maaş ve özlük hakları  Yardımcı Hizmetler Sınıfından sonra GİH sınıfındadır. İKM için, GİH sınıfından farklı bir ayrıcalık olarak sadece 2018 yılında 5510 sayılı kanuna eklenen bir madde ile “fiilî hizmet süresi zammı” yani yıpranma payı eklenmiştir. Bu sayede fiili görev sürelerine her yıl için 90 gün ilave edilerek emeklilik yaşlarını en fazla 3 yıla kadar öne çekme hakkı tanınmıştır.

Pandemi sırasında görevliler dışında kimse evinden bile çıkamazken, cezaevlerinde fiilen mahkumlar gibi kesintisiz görev yaparak hem ailesinden uzak kalan hem de şiddet riskinin yanında hastalık tehlikesine de maruz kalan sessiz kahramanlar arasında İKM ve diğer Cezaevi personeli de yer almıştı. İçeride psikolojik olarak dengesiz ve genelde sorunlu mahkumlarla sürekli muhatap olmak ve taleplerini yasalar çerçevesinde karşılamaya çalışmak, dışarıda mahkum yakınlarının ve suç örgütlerinin haklı veya haksız baskılarıyla, bazen de tehditleriyle sürekli mücadele etmek hiç kolay olmasa gerek!

İnfaz Koruma Memurlarının bazen cezaevlerine ziyarete gelen mahkum ve tutuklu yakınlarına da sınırları zorlayacak şekilde sert ve kaba davranışlarını, adeta onlar da suçluymuş gibi hallerini veya içeride yatan mahkum ve tutuklulara bazen gereğinden fazla sert davranmalarını ve kişisel zorbalıklara yol açmalarını tasvip etmek elbette mümkün değil! Her meslek grubunda olduğu gibi İKM içinde de sıkıntılı tiplerin yer alması kaçınılmazdır. Bu tür sorunlu kişilerin sayısını en azda tutmanın yolu da İKM için hak edilen maaş ve özlük haklarını vermekten, İKM mesleğini nitelikli ve iyi eğitimli gençlerimiz için cazip kılmaktan geçiyor. İKM şartları ne kadar iyileşirse mahkum ve tutuklu yakınlarına karşı toleransları, kanunsuz tekliflere karşı direnmeleri, bu mesleğe talip olan insanların kalitesi de o kadar yükselecektir.

Sonuç olarak, İnfaz Koruma Memurlarının GİH sınıfından alınarak Emniyet Hizmetleri Sınıfına veya yeni tesis edilecek eşdeğer bir sınıfa konulması, özlük ve maaş haklarının maruz kaldıkları risklere uygun şekilde güncellenmesi hem adalet, hem de toplumun huzuru açısından gerekli bir düzenleme olmuştur. Yapılacağı konuşulan devlet personel rejimi değişikliklerinde bu hususun da unutulmaması gerektiğini hatırlatmak istedim. Karar, yetki ve sorumluluk, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ve Yüce Meclisimizdedir.




657’nin Kanayan Yarası: #YHS Personeli

4857 sayılı iş kanununda, işçilerin çalışması sırasında işverenden gelen farklı iş talepleri iki açıdan değerlendiriliyor. Sözleşmede yazılı olan asıl iş tanımında “esaslı” bir değişiklik mi yoksa asıl işten çok farklı olmayan veya sapmayan bir değişiklik mi isteniyor, buna bakılıyor. Görevi muhasebe olan birisinden aynı zamanda mutfak hizmetleri istemek gibi esaslı farkların işçiye yazılı bildiriminden itibaren 6 gün içinde kabul edilmesi halinde geçerlilik şartı bulunuyor.

Önceden kamu kurum ve kuruluşlarında taşeron firma personeli olarak çalışan işçilerin büyük bir çoğunluğu, 2017’de çıkarılan 696 sayılı KHK ile kamuda sözleşmeli “Sürekli İşçi” statüsüne alındı. Bu geçiş sırasında sözleşmelerinde hangi görevler yazılıysa sadece onları yapma sorumluluğu yüklendi. Böylece danışma, güvenlik, bilgi işlem, veri giriş, hasta taşıma, teknik hizmetler vb. tüm branşlar ayrılarak kadroları özel kuruldu. Bu dağılıma aykırı görevlendirmeler mevzuat ve yazılarla yasaklandı. Şimdi artık hiç kimse bir veri giriş personeline gel şurayı paspasla diye emir buyuramaz.

Memur kadroları da böyle sayılır ama 110.000 kadar YHS (Yardımcı Hizmetler Sınıfı) personeline bu kurallar uygulanmaz! YHS, Kamunun en rağbet edilmeyen işlerini yapan, hangi mesleği icra ettiği belirsiz, yeri ve yurdu garantisiz, her an mobbing baskılarını üzerinde hisseden üvey evlatlarıdır. İşçi gibi ağır ve değişken çalıştırılan memur kadrosunda ama, memur haklarından uzak tutulan arasatta bırakılmış gariban personel grubudur.

Özellikle Emniyet, Milli Eğitim, Adalet ve Sağlık gibi hizmet odaklı bakanlıklara dağılan YHS grubunun yapmadığı iş yok gibidir! Memur açığı yaşandığında masabaşında bilgisayar operatörü ve katip olan, kurumda çay ocağını işletecek kimse bulunamayınca çaycılığa geçen, kışın kaloriferci adıyla kazanları yakan, kurumun bekçisi, aşçısı, hizmetlisi, tamircisi, pansumancısı, hastabakıcısı vb. çok şeyi olabilen joker karakteri gibi yararlı ve değişken çalıştırılan personeldir YHS.

Görev tanımının belirsizliği, üzerine sinmiş bir lanet ve kronik mobbing aracına dönmüştür. Memur gibi büroda çalıştırırken her an paspas verilip temizliğe, aşçılığa, kaloriferciliğe gönderilme endişesi ve tehdidi altında kalırlar. Amirleri de bu durumu mütemadiyen hatırlatmaktan ve duygusal işkence gibi kullanmaktan adeta zevk alır ve bitmeyen bir minnet duygusuyla kendilerine aşırı bağlı çalışmalarını isterler. Her amir değişiminde bu stresler tazelenir, her mesai günü tatsız sürprizlere gebedir. Memur yokken rica ve iltifatla yaptırılan işler, ihtiyaç bittiğinde çöp kadar kıymetsiz olur ve anında unutulur.

Devletimiz, YHS personelinden iş yaparken Arslan gibi her yere yetişmesini, maaşını alırken sokak kedisi gibi kamunun en düşük ve yetersiz kalan miktarına şükrederek talim etmesini ister!

YHS konusu, Devlet Personel rejimi kurulurken 1960’lı yılların ülke, eğitim ve insan kaynağı şartlarına göre tasarlanmış, günümüzde geçerliliğini ve hakkaniyetini yitirmiş bir meseledir. Eğitim, ehliyet ve liyakat, ihtiyaç gibi şartlara göre bakıldığında zamanında makul ve mantıklı gelen YHS kadrosu günümüzde çağdışı kalmıştır. Bütün mesleklerin görev ve yetki tanımları yapılırken YHS’nin maymuncuk anahtarı gibi kullanılmaya devam edilmesi, üstelik maddi şartlar açısından hakkaniyetsiz bir seviyede bırakılması doğru değildir.

Kamuda henüz taşeron hizmet alımları yokken, neredeyse bütün hizmet işlerini YHS personeli sırtlamıştı. 90’lı yıllardan kamuda başlayan taşeron firma personeli şimdi sürekli işçi kadrosuna geçince, gerek net gelir ve maaş seviyesi, gerekse görev tanımı ve güvenliği açısından YHS personelinin önüne geçmiştir.

Devletin YHS kadrolarını değerlendirdiği iki özel durum daha vardır. 3713 sayılı kanuna göre Şehit ve Gazi yakınlarının kamuya istihdam hakları kullandırılırken ve 2828 sayılı kanuna göre Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının sosyal hizmet modellerinden yararlanan çocuklardan reşit olanların kamuda istihdamı sağlanırken, eğitim yeterlilikleri diğer kadrolara uygun olmayan kişiler YHS kadrosunda atanırlar. Yani YHS kadroları aynı zamanda devletin sosyal sorumluluk desteğini sergilediği bir alandır.

Ne yapılmalı?

Bugün baktığımızda, YHS kadrolarında olduğu halde lisans ve lisans üstü eğitimlerini tamamlamış hatta doktora bile yapmış ve alanında yetişmiş kişilerin çok olduğunu görüyoruz. Eğitim yetkinliğine göre bu kişilerin YHS kadrolarından kendi alanlarındaki unvanlara koşulsuz ve sınavsız transferi sağlanmalıdır. Böylece hakkaniyet ilkesi korunacak, kamunun da yetişmiş insan gücünü efektif kullanmasına imkan verilecektir.

Lisans ve üzeri eğitimleri olmayan YHS personelinin de derece ve kıdemlerine uygun şekilde GİH yani Genel İdari Hizmetler kadrosuna alınmaları gerekir. Bu geçiş maddi zararlarını ve eksiklerini nispeten kapatacak, mobbing endişesi yaşamadan düz memur veya teknik personel olarak işlerini huzurla yapmalarını temin edecektir.

YHS kadrosu kanunla artık kaldırılmalıdır. Yoksa aynı mağduriyetleri yeni başlayan personel de aynen yaşayacaktır. 3713 ve 2828 sayılı kanunlardan dolayı, hak sahibi olduğu halde eğitim yetersizliğinden kariyer kadrolarına atanamayan kişiler için ise, kanun düzenlemesiyle süresiz sözleşmeli “Sürekli İşçi” kadroları tahsis edilmelidir. Bu durumda hem maksat hasıl olacak, hem de kamudaki kadroların eğitim, ehliyet ve liyakat esasları korunacaktır.

Zor zamanların ve görevlerin fedakar insanları, kurumların yaşayan tarihleri olan emektar 110.000 YHS personeli güzel bir müjdeyi hak ediyor! Öyle değil mi Sayın Büyüklerimiz?

Dr. Ercan ÖZÇELİK
Eğitimci-Yazar
USPUM Yönetim Kurulu Üyesi