Bu Dünyadan Bir Tandoğan Abi Geldi Geçti…
Tandoğan abiyi ilk defa 1991 yılı sonbaharında, 18 yaşında yeni mezun bir Sağlık Memuru olarak atandığım Erzincan’da Sağlık Müdürlüğünün Mali İşler Şubesinde çalışırken tanıdım. Hemen her şeyde yeni ve acemi olduğum bir dönemdi. Gurbet, evlilik, memuriyet, sosyal ve ekonomik mücadele, nereden bakarsanız taze ve ürkek bir haldeyken. Tayin işlerinden sonra her ay elden maaş almaya gittiğimiz Sağlık Müdürlüğünde kara yağız Anadolu delikanlısı olan Tandoğan abiden dostluk ve kolaylıktan başka bir şey görmedim. O yüzden benim için hep Tandoğan abi oldu, acı haberi aldığımda da gerçekten abimi kaybetmiş gibi sarsıldım.
Kaderin güzel bir cilvesi olarak, 2000 yılında Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tekrar yollarımız birleşti. Bu sefer aynı kurumda müdür ve müdür yardımcısı olarak çalışmak da nasip oldu. Zaten bildiğim Tandoğan abi özünde hiç değişmemiş, gelişip güçlenmiş, yöneticilik deneyimini yükseklere taşımıştı. Ekibini bir Başbakan edasıyla yönetir, alanında uzmanlıklarına itimat ederek değer verir, dışarıdan gelen olumsuzluklara karşı korur ve gözetirdi. Güvenini kazanmak bolca çaba ve çalışmayı gerektirir ama onaylandıktan sonra yaşattığı konfor ve özgürlüğe değer bir fedakarlıktı. Takım oyununu iyi bilen, takımını tatlı ve kararında sertlikte yöneten bir liderdi.
Birlikte çalıştığımız yıllar içinde, yürüttüğüm projelerin ihale aşamalarında hiç bir zaman ima yoluyla bile olsa yönlendirmesine, kurum zararına yol açan firma tercihlerine şahit olmadım. Tam aksine, bütün imkanların kurum lehine olabilmesi için daha sert pazarlığa çalıştığını çok gördüm. Bu konudaki sağlamlığı benim ve ekip arkadaşlarımın daha da güçlü ve kararlı olmasına, psikolojik üstünlüğü yaşamasına yol açtı.
Personel istihdamı gibi konularda kullandığı zararsız ve adil küçük inisiyatiflerinde dahi yüksek performans beklentisini hiç düşürmediğini, sırf referans olduğu için bu kişilerin ekstra fazla çalışmaya zorladığını ve kimseye söylenecek bir laf bırakmadığını da gördüm ve şahit oldum.
Sağlık yönetim sisteminin alt üst olduğu yıllarda, tecrübeli hastane yöneticilerinin hallaç pamuğu gibi araştırmacı unvanı ile sağa sola savrulduğu zamanlarda dahi vakarından ve devlete karşı olan tutumundan bir şey kaybetmedi Tandoğan abi. Bazı arkadaşlarımızın yapılan haksızlıklar karşısında üzülüp hastalandığı ve hatta kalp krizi geçirerek vefat ettiği dönemlerdi o günler. Sırf icazetli birilerine makam yerleri açabilmek için ülke çapında bütün hastane yöneticileri iğdiş edilip bırakılmıştı. Yere düşürülse de değerinden bir şey kaybetmeyen altın gibi özel kalmayı başardı ve zaten bir süre sonra tekrar taltif edilerek göreve çağrıldı Tandoğan abi. Kurum ayırmaksızın, nerede ihtiyaç duyuldu ise, nerede yardımı istenmiş ise mütevazi bir halle gitti ve en güzel şekilde görevini icra etti.
Normalde futbolla ilgilenmeyenlere itici gelen takım taraftarlığı bile Tandoğan abiye nedense yakışıyor ve onun şahsında tatlı bir tutku gibi duruyordu. Futbolu dahi ekip kaynaşmasında aracı yapabilen, yıllarca devam eden mesai dışı halı saha organizasyonlarına devam eden birisiydi. Bulunduğu resmi ortamlarda imkan ölçüsünde yaptığı kaçamak renk tercihleri ise bilenleri gülümseten bir canlılık eseriydi.
Tandoğan abiyi tek kelimeyle en güzel ifade eden kavram nedir diye sorsalar tereddütsüz VEFA derdim. Çünkü ondaki vefa ve dostluk seviyesi diğer bütün özelliklerini gölgede bırakacak kadar yüksekti. Zaten onu sevenleri de bağlayan en sağlam ve sarsılmaz ilişki vefadan geçiyordu. Tandoğan abi ile çalışırken meşru bir sıkıntısı olup da ondan yardım ve anlayış göremeyen insan yoktur sanıyorum. Çalışma arkadaşlarına olan şefkat ve desteği her zaman bilinir ve dualarla anılır. Ondaki vefanın en güzel kanıtı, cenaze namazının kılındığı Ataşehir Mimar Sinan Camisine gelen yüzlerce yakını, iş arkadaşı, memur ve amirlerinin; İmamın “Hakkınızı helal eder misiniz?” sorusuna karşılık, hüzünle ama coşkuyla haykırdıkları “Helal Olsun!” nidaları olmuştur. Nasıl içten ve gürül gürül bir seslenişti o ikrarlar…
Evet, sevgili Tandoğan Alpaslan abi hepimizin dahil olduğu dünya imtihanında süresini tamamlayarak emanetini sahibinin elçisine teslim ederek gitti. Biz kalanlara ise vefa dolu erdemli bir hayatın güzelliğini gösterdi, yüreklere dokunmanın, Allah rızası için çalışmanın ve insanlara hizmet etmenin örnekliğini bıraktı. Değerli Hanımına, iki tatlı kız evladı ile damat ve torunlarına tertemiz başarı ve güzelliklerle dolu mazi hediye etti. Yüce Allah, Tandoğan abimizi rahmetiyle karşılasın, her kulda olabilecek hata ve kusurlarını affederek, ailesiyle Cennetinde buluşmayı nasip etsin. Biz kendisinden razı idik, Allah’ta razı olarak sevdiği kullar zümresine katsın. Ruhuna El-Fatiha! Amin…
Etiketler: hastane müdürü, KEAH, Tandoğan Alpaslan
Eklenme Tarihi: 18 Haziran 2026









Bu kadar doğru ve öz vefalı anmaya ekleyecek bir şey bulamadım. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşaAllah
Amin…